Capoeria meslek lisesi

Yıl 1998, İzmir’de sanayinin orta yerinde Çınarlı anadolu teknik ve endüstri meslek lisesi…

Koleje kayıt yaptırmakta ısrar eden aileme karşı çıkıp 5000’e yakın öğrenciye kapılarını açan Türkiye’nin bu en kalabalık lisesine başlıyorum. Onlarca binası ve torna-tesviyeden bilgisayara, inşaattan radyo-televizyona kadar onlarca bölümüyle belki de İzmir’in ara eleman ihtiyacını tek başına karşılayabilecek olan alt gelir seviyesinin istihdam sığınağı…

Okula kayıt için gelen veliler, idarenin öğrencileri aşağılamasıyla karşılaşsa da dönüp gidecekleri alternatif olmadığı için boyun eğip ‘hayırlısı’ demekle yetiniyor. Okula attığı ilk adımla beraber itilip kakılmaya başlayan 15 yaşındaki binlerce çocuk pedagoji ve psikolojinin bittiği yerde yaşam ve rızk endişesiyle geleceğini öngörmeye başlıyor. Birkaç ay bile sürmüyor eğitim öğretimin travmaya dönüşmesi. El arabasıyla çimento taşıyan öğrenci kızları gördüğümde o güne kadarki ‘İzmir kızı’ algım epey sarsılmıştı 🙂 Öylesine jeostratejik bir yerdi ki Çınarlı, bir yanında araç muayeneleri, vizeleri yapılıyor ki saatlerce sıra bekleyen onca insanın imdadına yetişen lahmacuncusu, pilavcısı, dondurmacısı sanayiye renk katıyordu. O yıllarda sokakta yediğim sağlıksız her ne varsa bugün bağışıklık sistemimi muazzam geliştirdiği için minnettarım. Sağlık demişken istisnasız her sınıfa girip çıkan ufak çaplı ‘uyuşturucu’ paketlerinden uzak kalmakla yetinmeyip alkol ve sigarayı da reddeden iki arkadaş olarak bitirdik liseyi 20 yıl sonra halen görüştüğüm sıkı dostum Taner’le. Öyle şapşal bir tavrımız vardı ki tekel bayisine ısrar edip şişeyle satılan günlük süt getirtiyorduk. Az yukarımızda İzmir’in kocaman stadı ve Göztepe Karşıyaka Altay taraftarı olarak birbirini hırpalamakla mutlu olan gençlerimiz yaralanma vakalarıyla arasıra haberlere düşüyor falan. Biz Taner ile nasıl bir humanizm ayinindeysek ne futbol ilgimizi çekiyor ne elinde tesbihle, cigarayla racon anlatan ergenlerimiz. Nerede gördüğümüzü hatırlamamakla beraber bu iki arkadaş tutuluyoruz bir Capoeria sevdasına. Ben öncesinde taekwondo falan yapmışım ya, hevesle biraz önden koşuyorum. İnternet yok, medyada zaten hiç alakası yok esmiş bize, dövüş ve savunma sanatı ama özünde temas yok sadece dans ! Samanlıkta iğne arar gibi arıyoruz, bulup başlayacağız ve ruhlarımız huzur saçacak güya. Bu arada ayıptır söylemesi 20 senedir fitiz tabi.

Historical painting of Capoeira in Brasil

 

Aylar süren kurcalama sonrası Türkiye’de capoeria yapabileceğimiz tek yer Eskişehir’de minicik bir kulüp. Söndü gitti bizim sevda…

Dün katıldığım bir söyleşide, Brezilya’nın gecekondu bölgelerinde fotoğraf çekmek için gezmiş değerli bir sanatçı ağabeyin (Murat Germen) koleksiyonundan bir fotoğraf beni bu satırlara döktü. Uyuşturucu kartelinin orta yerinde gençlere bir çıkış yolu olarak Capoeria dansı sunuluyor ve bölgeye gelen turistleri gezdiren bir rehber de mutlaka bu dansçı gençlere uğruyor her seferinde. Dans ettikleri açık alanda bir de duvar var, boydan boya ‘esperança’ yazıyor hafiften grafiti tadında. Portekizce ‘umut’ demekmiş. Nitekim capoeria Afrika’dan Amerika’ya getirilen kölelerin yarattığı sadece bir spor ve savunma sanatı değil kültürel bir kimlik.

Coğrafyalar birbirine çok uzak olsa da sömürülen insanlar hep aynı yöntemlerle ve tekrarlarla eritiliyor. Büyük sermaye sahipleri hep aynı yerden besleniyor olacak ki asırlar boyunca aynı sadakat ile zulmü ayakta tutuyorlar. Burada bizlere düşen görev şunlar şunlardır diyecek değilim, saçmaya çalıştığım şey vazife değil esenlik…

Sanatın, bilimin, estetiğin ve fikrin ucu bucağı, sınırı yokken şahsımı gündelik telaşlardan arınmakta huzurlu hissediyorum ki kategorize edilemeyen fikir sonsuz bir uzay gibi tüm kötülükleri yutacaktır.

Aşılayalım nesillere, operayı yada türküyü, heavy metali yada fusion cazı, rebabı yada çelloyu, romanı yada şiiri, cebiri yada kimyayı, tiyatroyu yada bağımsız sinemayı…

Hangi düzlemde olduğunun hiçbir önemi yok, iyi insanlar fikirlerini mutlaka bir şeylere işleyecektir. İyi insanların en büyük kabahati geri durmaktır, evrenin binbir rengine gözlerini kısarak bakmaktır.

Sevgiler…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir