ESKİLERDEN KÜLT MÜZİK GRUBU MOZAİK !

slider2

1980 VE `90`LARIN KÜLT MÜZİK GRUBU MOZAİK’İN ALBÜMLERİ NİHAYET CD OLARAK ADA MÜZİK’TEN TEMMUZ 2014’TE ÇIKMIŞTI…

Mozaik müzik grubu en sonunda “1983 – 1995” arasında essay-jedi.net kaset olarak çıkarmış olduğu dört albümü Ölümden Önce Bir Hayat VardırArdındanÇook Alametler Belirdi ve Plastik Aşk`ı digital ortama aktardı. Albümler ADA Müzik`ten tek bir CD-Set`i içinde piyasaya çıktı. Aradan geçen bunca zamana karşılık bu setin içinde ilaveten birşeyler daha var: Mozaik üyeleri Arşiv`lerine dalıp 12 yıl boyunca kayda aldıkları prova çalışmalarından, ev ve konser kayıtlarından tarayarak bir seçki hazırlayıp kutuya Yayımlanmamış Besteler ve Yayımlanmamış Yorumlar adını verdikleri 5. ve 6. CD`leri eklemişler. Kendileri “bu işi yapmakta bu kadar ileri bir tarihe kadar gecikince dört albümümüzün yanına ilave bir hoşluk eklemek istedik ve arşivdeki kayıtlarımızı ele aldık. Umarız dinleyicilerimizin de hoşuna gider,” diyor.

Mozaik

Hemen 1980 darbesi sonrasının “kapalı toplum” atmosferinde, ismi dönemin “özgün müzik” gruplarından Yeni TürküEzginin Günlüğü ve Bulutsuzluk Özlemi ile birlikte dörtlü olarak anılan Mozaik 1983`teki ilk konserinde dünyanın çeşitli kültürlerinden şarkıları, baladları ve folk şarkılarını kendine özgü çok sesli ve çok canlı vokal düzenlemeleriyle söyleyerek müzik hayatına başlamıştı. Mozaik buradan hareketle 1995`e kadar klasik batı müziği, çağdaş müzik, rok, senfonik rock, caz, pop caz ve bu topraklardaki makamlara, ritimlere kadar uzanan çok geniş bir yelpazeden harmanladığı ürünler verdi; bunu yaparken “İsminiz bu yüzden mi Mozaik?” sorusuyla çok sık karşılaştı. Çalışma anlarında ve yaptığı müzikte deneyselliğe çok yer veren Mozaik, pek rastlanmayan şekilde hem enstrümantal müzik, hem de türkçe şarkı besteledi ve yine sık rastlanmayan bir biçimde grubun beş bestecisi vardı. Grup 1987 yılına kadar her konserini o sefere özgü bir tema etrafında kurar, konser öncelerinde seyirciye o repertuvarın ruhunu yansıtan (ve yıllarca saklanan) program dergileri dağıtırdı.

Mozaik`in albümleri

Ölümden Önce Bir Hayat Vardır (1983 kaydı), Ardından (1985), Çook Alametler Belirdi (1988) ve Plastik Aşk (1990). 1995`e kadar süren grubun üyeleri, Mozaik`ten sonra farklı şekillerde ve farklı kombinasyonlarla müziğe devam ettiler. Bünyesinde çeşitli müzisyenleri ağırlamış ve son kadrosu Ayşe TütüncüBülent SomayMehmet TaygunSaruhan Erim ve Timuçin Gürer`den oluşan grubun üyeleri arasında Serdar Ateşer, Sumru Ağıryürüyen, Mehmet Tütüncü, Ezel Akay, Levon Balıkçıoğlu, Cem Aksel ve Ümit Kıvanç da ilk akla gelenler.

Mozaik`in tüm albümlerini ve “daha önce yayınlanmamış” parçalarını içeren 6`lık CD-Set`i “Külliyat” adıyla Temmuz 2014’te piyasaya çıktı. Albüm kutusunda aynı zamanda, grubun içinde bulunmuş olduğu dönemi, tarihçesini ve çalışma şeklini anlatan, fotoğraflarını içeren bir kitapçık yer alıyor.

 


 

Uzun bir zaman sonra sizlere tekrar Mozaik olarak hitap edebilmek çok güzel!

Evet, en sonunda “1983 – 1995” arasında kaset olarak çıkarmış olduğumuz dört albümümüzü, Ölümden Önce Bir Hayat Vardır, Ardından, Çook Alametler Belirdi ve Plastik Aşk’ı sizlere CD olarak ulaştırabiliyoruz. Ancak hepsi bu değil; madem ki bu kadar geciktik, o halde şu işi tam yapalım deyip ilave hoşluklar için arşivimize daldık; 12 yıl boyunca kayda aldığımız prova çalışmalarından, gün ışığına çıkmamış bestelerimizden, ev ve konser kayıtlarımızdan tarayarak bir seçki hazırladık (CD-5 ve CD-6). Yayınlanmamış parçalarımızın o zamanlarda kayıt edildiği koşulların çeşitliliğine bakıyoruz da, doğrusu listemiz adeta müzik teknolojisinin geçirdiği dönüşümlerin bir çetelesi gibi; biz ilk olarak makara teyple başlamıştık, zaten o sıralar birbirlerimizle de sabit telefonlardan konuşur (laf aramızda Timuçin (Gürer) hala öyle yapıyor), hatta her evde telefon bile olmadığı için (mesela benim) telefona komşuya gider gelir, posta kutularımıza postacının getirip bıraktığı elle yazılmış mektuplar alırdık. Makara teypten kasete, oradan 4 kanallı / 8 kanallı kasetli teyplere, sonra dijital video kasete, derken DAT’a, MD’ye ve oradan CD’ye, sonrasında da bilgisayar harddisk’ine kayıt yapmaya kadar geldik sonunda. Zaman zaman ya kaydı biraz fazla eski olduğundan, ya da oldukça az işlenmiş düzeyde olan parçalarımızı işin içine katıp katmamakta tereddüt geçirdikse de bunca yıl sonra çok acımasız olmayıp çalışma sürecimizi, 1983-95 yılları arasında bizi etkilemiş olan müzikal veya toplumsal çok çeşitli şeylere verdiğimiz tepkileri sizlerle paylaşmanın sonuçta daha önemli olduğunu, bunu daha çok istediğimizi fark ettik… Böylece 5. ve 6. CD şekillendi ve elinizde tuttuğunuz KÜLLİYAT oluştu.

Galiba 1998 yılıydı, bir öğle vakti İstiklal caddesinde yürürken neredeyse hiddetle üzerime gelerek bana parmağını sallayan ve “Bize Mozaik’imizi geri verin!” diye bağırıp giden gençten bir adam vardı… Yine bir cafe’de karşı masadan epey müddet baktıktan sonra yanıma yaklaşıp Mozaik’ten söz açan birisi daha vardı… İstanbul’da Nardis kulüpte çaldığım bir akşam da aynısı olmuştu, 1995’ten beri her yıl böyle rastlaşmalar oluyordu. 1995 yılında bize yazılan son mektupta “…bir başka anda yine sizleri bulabilirsem çok sevinirim. Biçimi ne olursa olsun var olduğunuzu bilmek çok güzel, hatta umut verici!” diyordu bir sevenimiz. KÜLLİYAT’ın tamamlanıp ortaya çıkması bütün bu paylaşılanlar için, sizler ve bizim için, hem de bundan sonrası için şarttı… Bu nedenle şu anda çok mutluyuz.

Arşive dalmak demek, sizlerin de bileceği gibi, insanın eski yıllarına dalmaya kalkması demek. Toz demek. Burna dolan, parmak uçlarından saç diplerine kadar sinen tozla birlikte başka bir boyuta gömülmek… Üst raftaki şu nota defterinin kıvrık kenarının size mahzun mahzun bakması, o basılmaktan vazgeçilmiş afişin çizimlerinin yüzünüze hain hain sırıtması, dolap kapağını açtığınızda sağa sola kaçışıveren şeylerin gizli kıkırtısı derken…

Uzun bir zaman sonra sizlere tekrar Mozaik olarak hitap edebilmek çok güzel!

Evet, en sonunda “1983 – 1995” arasında kaset olarak çıkarmış olduğumuz dört albümümüzü, Ölümden Önce Bir Hayat Vardır, Ardından, Çook Alametler Belirdi ve Plastik Aşk’ı sizlere CD olarak ulaştırabiliyoruz.

Ancak hepsi bu değil; madem ki bu kadar geciktik, o halde şu işi tam yapalım deyip ilave hoşluklar için arşivimize daldık; 12 yıl boyunca kayda aldığımız prova çalışmalarından, gün ışığına çıkmamış bestelerimizden, ev ve konser kayıtlarımızdan tarayarak bir seçki hazırladık (CD-5 ve CD-6). Yayınlanmamış parçalarımızın o zamanlarda kayıt edildiği koşulların çeşitliliğine bakıyoruz da, doğrusu listemiz adeta müzik teknolojisinin geçirdiği dönüşümlerin bir çetelesi gibi; biz ilk olarak makara teyple başlamıştık, zaten o sıralar birbirlerimizle de sabit telefonlardan konuşur (laf aramızda Timuçin Gürer hala öyle yapıyor), hatta her evde telefon bile olmadığı için (mesela benim) telefona komşuya gider gelir, posta kutularımıza postacının getirip bıraktığı elle yazılmış mektuplar alırdık.

Makara teypten kasete, oradan 4 kanallı / 8 kanallı kasetli teyplere, sonra dijital video kasete, derken DAT‘a, MD‘ye ve oradan CD’ye, sonrasında da bilgisayar harddisk’ine kayıt yapmaya kadar geldik sonunda. Zaman zaman ya kaydı biraz fazla eski olduğundan, ya da oldukça az işlenmiş düzeyde olan parçalarımızı işin içine katıp katmamakta tereddüt geçirdikse de bunca yıl sonra çok acımasız olmayıp çalışma sürecimizi, 1983-95 yılları arasında bizi etkilemiş olan müzikal veya toplumsal çok çeşitli şeylere verdiğimiz tepkileri sizlerle paylaşmanın sonuçta daha önemli olduğunu, bunu daha çok istediğimizi fark ettik… Böylece 5. ve 6. CD şekillendi ve elinizde tuttuğunuz KÜLLİYAT oluştu.

Galiba 1998 yılıydı, bir öğle vakti İstiklal caddesinde yürürken neredeyse hiddetle üzerime gelerek bana parmağını sallayan ve “Bize Mozaik’imizi geri verin!” diye bağırıp giden gençten bir adam vardı… Yine bir cafe’de karşı masadan epey müddet baktıktan sonra yanıma yaklaşıp Mozaik’ten söz açan birisi daha vardı…
İstanbul’da Nardis kulüpte çaldığım bir akşam da aynısı olmuştu, 1995’ten beri her yıl böyle rastlaşmalar oluyordu. 1995 yılında bize yazılan son mektupta “…bir başka anda yine sizleri bulabilirsem çok sevinirim. Biçimi ne olursa olsun var olduğunuzu bilmek çok güzel, hatta umut verici!” diyordu bir sevenimiz. KÜLLİYAT’ın tamamlanıp ortaya çıkması bütün bu paylaşılanlar için, sizler ve bizim için, hem de bundan sonrası için şarttı… Bu nedenle şu anda çok mutluyuz.Arşive dalmak demek, sizlerin de bileceği gibi, insanın eski yıllarına dalmaya kalkması demek. Toz demek. Burna dolan, parmak uçlarından saç diplerine kadar sinen tozla birlikte başka bir boyuta gömülmek… Üst raftaki şu nota defterinin kıvrık kenarının size mahzun mahzun bakması, o basılmaktan vazgeçilmiş afişin çizimlerinin yüzünüze hain hain sırıtması, dolap kapağını açtığınızda sağa sola kaçışıveren şeylerin gizli kıkırtısı derken…

Şimdiki zamanda aralanan kapıdan geçip kendini geçmişte buluvermek demek. Tonlarca müzik kaydı bir yana, nota defterleri, konser dosyaları, partisyonlar, stüdyo notları, kayıt-miksaj, turne planlamaları, şarkı sözleri, basın haber yazıları, konserlerin ilan ve bilet örnekleri, afişler, program dergilerimiz, fotoğraflar, iç yazışmalar, toplantı notları, röportajlar, iç çizişmeler, özlü sözler, alıntılar, katılınmış-katılınmamış müzik yarışması formları, yarışma komiteleriyle yazışmalar, TRT sansür kuruluna parça başvuru dokümanları (parçanın sözü/notası/başvuru formu ve sonra bize gönderilen gerekçeli cevap), konser yapabilmek için prosedür listeleri: Sıkıyönetime başvuru dokümanları, Mozaik-severlerden bize yazılmış mektuplar, besteler hakkında ön notlar, prova ve konser hazırlık notları, albüm prodüksiyon notları, efekt listeleri (parçalara ve enstrümanlara göre dağılım), eksik işler listeleri… Sonra yine nota defterleri, yine konser dosyaları… Her repertuar için tekrar, her dönem için ayrı ayrı…

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir