Uluslararası bir ikon Mustafa Kandıralı !

Arap dünyasından Amerika’ya kadar birçok coğrafyanın klarnetçisi Mustafa Kandıralı !

(Louis Armstrong ve Mustafa Kandıralı)
1940’lı yıllar…
13 yaşında bir çocuk, memleketi Kandıra’dan İstanbul’a doğru yürümeye başlar. Henüz dokuz yaşındayken dinlediği klarnet ustası Şükrü Tunar’ın nağmeleri kulağındadır. Bir hayali vardır: Tunar gibi olmak !
Gebze’de mola verir. Bir otelde geçirir geceyi. Ertesi gün İstanbul’a kadar gelir.
Karaköy’deki ‘müzisyenler kahvesi’ olarak bilinen Olimpiyat Kıraathanesi’ne girer ve hayatı değisir: Louis Armstrong ile aynı sahnede caz yapar, ABD Başkanı Ronald Reagen’a konser verir,
Hafız Esad’ın özel davetlisi olarak Suriye radyosunda da üfler klarnetini…
Şükrü Tunar’ı dinledikten sonra, “Vaaay! Bu adam nasıl klarnet çalıyor ya?” diye kendi kendine soran, onun gibi olma hayaliyle Kandıra’dan Istanbul’a kadar yürüyen o çocuk şimdi 89 yaşında bir efsane. Kandıralı demek, çoğumuz için bayram sabahları demek, yılbaşı demek, klarnet demek…
KARAKÖY’DE İSİM YAPTIM 
Kandıralı’nın başarı hikayesi Karaköy’deki müzisyenler kahvesinde baslıyor. Bu kahvede birçok ünlü isimle tanışmış Kandıralı. “Selahattin Pınar, Saadettin Kaynak, Necati Tokyay, Hakkı Derman… Hepsiyle bu kahvede tanıştım” diyor. Hatta kendisine hayaller kurduran Şükrü Tunar’ı da görmüs bir gün. Fakat Tunar, Kandıralı’yla konusmamış. “Ben de klarnet çalıyorum ya… Bu yüzden konusmadı benimle. Klarnetçiler böyledir” diyor Kandıralı o günü hatırladıgında. Fakat hemen yanında oturan Serkan Çağrı ile göz göze gelince düzeltiyor, “Bazıları” diye. Müzisyenler arasında isim yaptıktan sonra Çifte Saraylar Gazinosu günleri baslamış.

Kandıralı “O zaman assolist Perihan Altındag Sözeri’ydi” diye anlatıyor. O günlerde de Hamiyet Yüceses, Mefaret Yıldırım, Mustafa Çaglar ve Münir Nurettin’le de tanısmış üstad. Gazino programından sonra da Perihan Altındağ ile farklı işlere gitmeye devam etmisler. “10 ise giderdik. Her isten 20 lira alıyordum,” diyor: “Genç yasta Mecidiyeköy’den ev, Florya’dan yazlık aldım. Diğer müzisyenler kıskanırdı beni.”

PARMAKLARIM KORKARDI
Mustafa Kandıralı hakkında birçok efsane var. Bunlardan birine göre ünlü cazcı Miles Davis, Kandıralı’yı dinledikten sonra Atlantic Records’un sahibi Ahmet Ertegün’e bir mesaj yollamıs. Kandıralı’ya bu olayı soruyoruz, “Bilmiyorum. Ne desem yalan olur” diye yanıtlıyor. Fakat bir plak anlaşması için Ahmet Ertegün’le görüştüğünü doğruluyor: “Anlaşamadık Ertegün’le. Az para verdi. Bir başka şirket daha fazlasını verdi. Ben de onlar için plak doldurdum.” Üstadın ABD macerası bununla sınırlı degil elbet. Ronald Reagen’a verdiği konser bir yana, Kandıralı, Louis Armstrong’la da aynı sahneyi paylasmış !

“Sen kalk Kandıra’dan gel, Armstrong’la caz yap. Caz da ezberden çalınıyor, uydurma yani… Kandıra’da kalsaydım çoban bile olamazdım. Allah yardım etti bana. O zamanlar parmaklarım benden korkardı.”

HALKIN SANATÇISIYIM DEDİM
Mustafa Kandıralı, Istanbul Radyosu’ndan emekli. Simdi Tuzla’da kızı ile yasıyor. Çok güzel bir hayat yasamıs, kimsenin yapamadıklarını yapmış. Fakat tek bir pişmanlığı var. Süleyman Demirel, Kandıralı’yı devlet sanatçısı yapmak istemis zamanında ama Kandıralı “Ben halkın sanatçısıyım” diyerek kabul etmemiş bu teklifi. Kandıralı şimdilerde “Ukalalık ettim” sözleriyle pişmanlığını dile getiriyor.

“Karaköy’e vardığımda bir Yahudi beni tanıdı. O Yahudi ve adamları 1940’ların başında Kandıra’da yol yapıyordu. Adam beni oradan hatırladı. Oteli varmış müzisyenler kahvesine yakın. Onun otelinde iki sene bedava kaldım. Allah ondan razı olsun, beni korudu kolladı. İstanbul’da yetiştim, piştim. Askere İstanbul’dan gittim. İlk müzik derslerini Kandıra’da berber Rahmi’den aldım. Bugüne kadar 120 plağım çıktı. Devlet beni her yere gönderdi. Bugün, emekli maaşım ve cd’lerin telif hakkından gelen parayla geçiniyorum.”
Dört kızı ve 11 torunu olan Mustafa Kandıralı bugün kimseye muhtaç olmadan İstanbul’un dağdağasından uzak bir köşesinde yaşıyor ve sık sık “Allah’ım elim ayağım tutarken canımı al, beni kimselere muhtaç etme” diye dua ediyor.
Allah nice güzel seneler nasip etsin, ellerinden öpüyoruz…
şöyle bir selamla kapatalım…
Kandıralı’dan bessame mucho !

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir